Son Yazılar
- Herman Melville Hayatı
- Cengiz Aytmatov Hayatı
- Cengiz Dağcı Hayatı
- John Steinbeck Hayatı
- Panait Istrati Hayatı
Kategoriler
- Dede Korkut Hikayeleri
- ilköğretim
- ortaöğretim
- 2 Yıl Okul Tatili -Jules Verne
- Aganta Burina Burinata -Halikarnas Balıkçısı
- Akdeniz (Panait Istrati)
- Anadolu Notları -Reşat Nuri Güntekin
- Anayurt Oteli -Yusuf Atılgan
- Babalar ve Oğullar-Turgenyev
- Beş Şehir -Ahmet Hamdi Tanpınar
- Beyaz Gemi (Cengiz Aytmatov)
- Bir Bilim Adamının Romanı -Oğuz Atay
- Bize Göre -Ahmet Haşim
- Boğaziçi Şıngır Mıngır -Salah Birsel
- Bu Ülke-Cemil Meriç
- Çağlayanlar -Ahmet Hikmet Müftüoğlu
- Çankaya -Falih Rıfkı Atay
- Çile-Necip Fazıl Kısakürek
- Devlet-Eflatun
- Dokuzuncu Hariciye Koğuşu-Peyami Safa
- Don Kişot -Cervantes
- Drina Köprüsü (İvo Andriç)
- Drina'da Son Gün-Faik Baysal
- Eğil Dağlar -Yahya Kemal Beyatlı
- Esir Şehrin İnsanları -Kemal Tahir
- Eskicinin Oğulları -Orhan Kemal
- Fareler ve İnsanlar (John Steinbeck)
- Fatih-Harbiye-Peyami Safa
- Faust-Goethe
- Gençlerle Başbaşa-Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil
- Gülistan -Sadi
- Gurbet Hikayeleri -Refik Halit Karay
- Han Duvarları -Faruk Nafiz Çamlıbel
- Hikayelerden Seçmeler -Ömer Seyfettin
- Kalpaklılar -Samim Kocagöz
- Kaplumbağalar -Fakir Baykurt
- Karartma Geceleri -melis Ilgaz
- Kayıp Aranıyor-Sait Faik Abasıyanık
- Küçük Ağa -Tarık Sabri Buğra
- Kutadgu Bilig'den Seçmeler
- Kuyucaklı Yusuf -Sabahattin Ali
- Madame Bovary-Flaubert
- Memleket Hikayeleri -Refik Halit Karay
- Memleketimden İnsan Manzaraları (Nazım Hikmet)
- Mesnevi'den Seçmeler (Mevlana)
- Mor Salkımlı Ev -Halide Edip Adıvar
- Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler
- Nutuk-Mustafa Kemal Atatürk
- Onlar da İnsandı (Cengiz Dağcı)
- Otuz Beş Yaş -Cahit Sıtkı Tarancı
- Safahat -Mehmet Akif Ersoy
- Sahnenin Dışındakiler-Ahmet Hamdi Tanpınar
- Savaş ve Barış -Tolstoy
- Sefiller -Victor Hugo
- Sinekli Bakkal-Halide Edip Adıvar
- Sokrates'in Savunması -Eflatun
- Suç ve Ceza -Dostoyevski
- Suyu Arayan Adam -Şevket Süreyya Aydemir
- Türk Masalları -Naki Tezel
- Türkçe'nin Sırları (Nihad Sami Banarlı)
- Tütün Zamanı -Perşembe Cuma
- Vadideki Zambak -Balzac
- Yaban -Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz -Aziz Nesin
- Yılkı Atı -Abbas Sayar
- Zeytindağı -Falih Rıfkı Atay
- Yüz Temel Eser
Arşivimiz
Archive for March, 2008
Herman Melville Hayatı
Thursday, March 27th, 2008
Herman Melville Newyork doğumludur.Çeşitli işlerde çalışarak geçen beş yılın ardından, on sekiz yaşında Liverpool’e giden bir gemiye ayak bastı. Gençliğinin en güzel günlerini kabusa çeviren bu adım, Melville’in dünya edebiyatına kazandıracağı büyük romanların malzemesi oldu. Yirmi iki yaşında Güney Denizlerinde balina avına çıktı, ama zorlu koşullara dayanamayıp birkaç arkadaşı ile gemiyi terk etti ve bir süre Typee yerlileri arasında yaşadı. Adaya gelen bir Avustralya gemisi ile yeniden denizciliğe döndüyse de denizcilik hayatı hep sorunlu geçti; katıldığı bir isyan sonunda hüküm giydi, Tahiti civarında yeniden yerliler arasına katıldı, bir başka balina gemisi ile Hawaii’ye kadar gitti. (more…)
No Comments » |
Mobydick (Herman Melville)Cengiz Aytmatov Hayatı
Thursday, March 27th, 2008
Cengiz Aytmatov Kırgız edebiyatçı, gazeteci, çevirmen ve siyasetçi.
Cengiz Aytmatov; edebi çalışmalarına ek olarak, Avrupa Birliği, NATO, UNESCO ve Benelüks ülkelerinin Kırgız delegeliğini üstlenmiştir. Ayrıca eski Kırgızistan Dışişleri Bakanı Askar Aytmatov’un babasıdır.
Eserleri
Zorlu Geçit (1956)
Yüzyüze (Лицом к лицу, 1957)
Cemile (Kırgız Türkçesi Жамийла, Rusça Джамиля, 1958)
İlk Öğretmenim (Первый учитель, 1962) (more…)
Cengiz Dağcı Hayatı
Thursday, March 27th, 2008
Kırım Tatar roman yazarıdır. Pek bilinmemesine rağmen Kırım Tatarca şiirleri de vardır. Gurzuf yakınında Kızıltaş (şimdiki adıyla Krasnokamenka) köyünde doğdu. Cengiz Dağcı Türkiye’ye hiç gelmediği halde kitaplarını Türkiye Türkçesi ile yazmış, kitaplarının ilk redaksiyonunu da şair Ziya Osman Saba yapmıştır. Türkiye’de yayınlanan eserleri sayesinde Türkiye’de birçok insan Kırım ’ı ve Kırım Tatarları ‘nın yaşantılarını öğrenmiş oldu. İlk ve orta öğrenimini köyünde ve Akmescit `te yaptı. 1938′de ortaokulu bitirdi . Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıktı. 1941`de Ukrayna cephesinde Almanlara esir düştü. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığındı. 1946`da Londra’da Wimbledon yakınlarına yerleşti. Cengiz Dağcı vatanından ayrıldığından bu yana hiç Kırım’a gitmedi. Eserlerinde Kırım Türklerinin Rusların zulmü altındaki hayatını anlatır. (more…)
John Steinbeck Hayatı
Wednesday, March 26th, 2008
John Steinbeck, (d. 1902 - ö. 1968) Amerikalı yazar.
27 Şubat 1902′de Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaleti Salinas kentinde doğdu. 20 Aralık 1968’de New York’ta yaşamını yitirdi. 1940 Pulitzer Ödülü ve 1962 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi gerçekçi roman-öykü yazarı.
Yoksul bir ırgat ailesinin çocuğudur. Babası Prusyalı, annesi ise İrlandalı göçmen bir aileye mensuptur. Yaşıtları gibi o da küçük yaşlarda çiftçilik yaptı. 1920-1926 arasında aralıklarla Stanford Üniversitesi’ne devam etti. Öğrenimini sürdürebilmek için duvarcılık, boyacılık, kapıcılık, eczacılık gibi işlerde çalıştı. Okulu bitiremedi. Öğrencilik yıllarında başladığı yazmayı sürdürdü. Irgatlık ve işçilik yaparken edindiği deneyimler, eserlerinde işçilerin yaşamlarını gerçekçi bir dile anlatmasına büyük katkı sağladı. (more…)
Panait Istrati Hayatı
Wednesday, March 26th, 2008
Panait Istrati, (d. 1884 - ö. 1935) Romen yazardır.
Gençlik yıllarında devrimci hareketlerin etkisine kapılmış olan Istrati, 1929′da Komünist Partinin daveti üzerine Sovyetler Birliği’ni gezdikten sonra umutsuzluğa kapılmış ve politik mücadelenin dünyada bir şeyleri değiştirmek için yetersiz olduğu fikrini edinmiştir. Pek çok romanında da politikadan, politik mücadeleden çok insanı insan yapan değerler üzerinde durması bu yüzdendir. Panait Istrati romanlarının çoğunda yaptığı yolculukları anlatır. Fakat gezdiği ülkeler değil, tanıdığı insanlar ön plandadır. Istrati’nin eserlerinde gerçek bir insan sevgisi hissedilir. Bu karşılıksız ve koşulsuz sevginin hikayesindeki kahramanların başına getirdiği belalar kadar, onlara yaptığı katkı da nesnel bir biçimde anlatılır. (more…)
İvo Andriç Hayatı
Wednesday, March 26th, 2008
Ivo Andrić Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Sırp ve Hırvat yazardır.
1892′de Travnik yakınlarında Dolac’ta doğdu. Zagreb, Viyana ve Krakow’da sürdürdüğü eğitimini Graz Üniversitesi’nde verdiği “Osmanlı Yönetimindeki Bosna-Hersek’te Kültür Yaşamı” konulu doktora tezi ile tamamladı. Birinci Dünya Savaşı sırasında milliyetçi etkinliklerinden ötürü Avusturya-Macaristan yetkilileri tarafından bir süre gözaltında tutuldu. Savaşı izleyen yıllarda Yugoslavya Dışişleri Bakanlığı’nda çalıştı. Budapeşte, Madrid, Cenevre ve Berlin’de dış görevlerde bulundu
Eserlerinden bazıları: (more…)
William Faulkner Hayatı
Wednesday, March 26th, 2008
William Cuthbert Faulkner Nobel ödüllü, ABD’li yazardır
Amerikan Modernist yazarların babası sayılan Faulkner, rakip gördüğü Ernest Hemingway’den farklı olarak, uzun ve karmaşık anlatımları benimsemiştir. Uyguladığı teknikler arasında bilinç akışı tekniği ve çoğul anlatı (multiple narration) teknikleri bulunur. 1930′larda Avrupa’daki deneysel geleneği izleyen ilk Amerikan yazarıdır.
Eserlerinden bazıları
Sartoris (1929 / 1973)
Sartoris, çev. Gülten Yener, İstanbul: Can, 1985.
The Sound and the Fury (1929) (more…)
Ernest Hemingway Hayatı
Monday, March 24th, 2008
20. yüzyıl yazarlarından.
Amerikalı gazeteci, yazar Hemingway, bir doktorun oğlu olarak dünyaya geldi.
İlk gençliğinde çeşitli işlere girip çıktı. Bunlar arasında bulaşıkçılık, dalgıçlık, boksörlük, gazetecilik başta geliyordu.
Dünyayı dolaşmak, serüvenler yaşamak isteği onu Paris’e götürdü. 1921 yılında buraya yerleşti. Büyük romanlarım burada yazmaya başladı.
1900′lerin basında savaş ve çalkantılar içindeki ülkeleri gezdi, l. Dünya Savaşı sırasında Silahlara Veda’yı yazdı. İspanya İç Savaşı’nı Çanlar Kimin İçin Çalıyor adlı eserinde romanlaştırdı. (more…)
Rabindranath Tagore Hayatı
Monday, March 24th, 2008
Geleneksel Hindistan kültürüyle Batılı modernizmin birleştiren ve bu nedenle ‘doğu ile batının arabulucusu’ olarak anılır. Rabindranath Tagore, 7 Mayıs 1861′de doğdu. Okula ancak bir süre devam edebildi. Dini ve dünyevi düşüncelerle biçimlenen babası tarafından uzunca bir eğitimden geçirildi. 17 yaşına bastığında Brignton’da bir okula kaydını yaptırdı. Ancak bir süre sonra eğitimini yarım bırakmak bahasına da olsa Hindistan’a döndü ve ilk müzikli dramını yazmaya başladı. . Bu tarihten sonra çalışmaktansa ailesinin mülkiyetindekilerle ilgilenip yazarlığa daha çok zaman ayırmayı tercih etti.
1880′li yılların ortasından sonra yazdığı çok sayıda şiir kitabı, öykü ve dramlarını, birkaç gazetede yayımlayan Tagore, tüm yapıtlarını Bengal diliyle kaleme almış ve bir bölümünü kendisi İngilizce’ye çevirmiştir. (more…)
Jack London Hayatı
Monday, March 24th, 2008
Jack London San Fransisco’da doğdu, 22 Kasım 1916’da San Francisco’da öldü.Amerikalıdır. Çocukluğu yoksulluk içinde geçti. 14 yaşında okulunu bırakarak hayata atıldı. Türlü işlere girip çıktı, Amerika içinde ve dışında uzun, maceralı yolculuklar yaptı, hapis yattı. Giderek militan bir sosyalist oldu. İlk kitabı ‘Kurt Dölü’ 1900 yılında yayınlandı. London, 17 yılda “kıpır kıpır hayat ve düşünce kaynayan” (Anatole France) elli ciltlik dev bir eser vermiştir. Eserlerinde yaşam kavgasını romantik bir bakışla anlatır, çoğu eserinde sert bir kapitalizm eleştirisi göze çarpar. Kitapları yabancı dillere en çok çevrilmiş ABD’li yazarlardandır.
1897’de Klondike’a altın aramaya gidenlere katıldı ve “Vahşetin Çağrısı” dahil birçok kitabını bu tecrübesinden yararlanarak yazdı. İlk defa 1903 yılında The Saturday Evening Post’da yayınlanan ve Jack London’ı üne kavuşturan Vahşetin Çağrısı (The Call of the Wild) nefes nefese okuyacağınız bir dünya klasiğidir.
Eserlerinden bazıları
Vahşetin Çağrısı
Buck, Californi’da lüks bir konakta dünyaya gelir. Fakat konaktaki bahçıvanlardan biri tarafından soğuk Kuzey’de kızak köpeği olarak kullanılmak üzere satılır. O sıralar, Klondike Altınına Hücum” zamanıdır. Buck gibi yeteri derecede güçlenmiş köpeklere çok ihtiyaç duyulmaktadır. Fakat Buck, korkudan boyun eğen değil; güçlü ve meydan okuyan bir hayvandır. O, uygarlıktan kaçırılır ve kurt sürülerine liderlik ederek, Kuzey’in efsanesi haline gelir.
Deniz Kurdu
Fırtına sonucu gemisi batan Van Heyden kendine geldiğinde kendini başka bir gemide bulur. Bu gemi bir avcı gemisidir. Hayatında sıkıntı çekmemiş maddi zorluk yaşamamış yazar olan Van Heyden gemide hiç bilmediği bir hayatı öğrenmeye başlar. Kitap gemide
Yaşanan olayları Van Heyden’in gemide çalışanlar ve özellikle kaptanla olan ilişkisini ve onunla aynı kaderi paylaşan bir kadınla yaşadığı aşkı ve onunla birlikte gemiden kaçmaya çalışmalarını anlatır. Eser baş kahraman olan Van Heyden’in ağzından anlatılır. Fakat kitabın ismi “Kurt” lakaplı kaptan Larsen’den gelir. Kitap sürükleyici ve etkileyici olmakla beraber herkesin anlayabileceği yani sade bir dille yazılmıştır.
Beyaz Diş
Kuzeyin ormanlarında yaşam kavgası… Açlık ve hayatta kalma çabası… Beyaz Diş, bir kurt kırması; damarlarında hem kurt hem de köpek kanı taşıyor. Ormanda yapayalnız, hayatta kalmaya çalışıyor. Bir gün, o ana dek yaşadığı mağaranın duvarını geçip hayata atılıyor ve her şeyi en baştan keşfetmeye koyuluyor. Vahşî doğanın çetin şartları, yaratılışındaki sertliği gün geçtikçe daha çok besliyor. Ve sonunda Beyaz Diş, amansız bir kurt oluyor. Derken efendiyi, yani insanı tanıyor.
Usta yazar Jack London, Beyaz Diş’te bir kurt ve ona “sahip çıkan” farklı efendiler üzerinden evcilleşmenin imkânını sorguluyor.
Demir Ökçe
Eserlerinde doğanın karşı konulamaz gücünü alt etme ve hayatta kalabilme mücadelesini romantik bir yaklaşımla ele alan Jack London, Demir Ökçe’de sınıf mücadelesini konu alır. Genç bir iyi aile kızı, sınıfsal konumuna karşın, sosyalist bir lidere âşık olur ve yaşadığı bu ilişki süresince kapitalizmin toplumda yarattığı yıkımları ve işçi sınıfının günlük yaşama mücadelesini keşfeder. Bu romantik fonda London Amerikan işçi sınıfının çok iyi bir resmini çizer. Kitap 1907′de yazılmış olmasına karşın,1914 ve 1918 yılları arasında geçer. Demir Ökçe, çarpıcı imgeleri, belli başlı diyalogları ile oldukça sert bir üslupla kaleme alınmıştır. Kitap, güncelliğini ve önemini hâlâ koruyor.
